
Hiç farkettiniz mi? Üzerinde yeterince durduğunuz, tabir caizse güçlüce çağırdığınız hayaller gerçek oluyor.
Ekim, 2017. O günü hatırlıyorum. Amir Khan’ın filmi Secret Superstar vizyona girmişti.
Sonbahar ve kış aylarında sinemaya gitmeyi çok seviyorum. Gösterimde bir çok film oluyor, dışarıda hava soğukken içeride seçtiğim filmleri izlemek beni çok mutlu ediyor. Genellikle yoğun bir iş gününün ardından kendimi güzel bir filmle ödüllendiriyorum.
O akşam ayrıca özeldi
Çünkü film bir müzikal dramaydı. En çok sevdiğim iki şeyi barındırıyordu: Müzik ve drama.
Sinema bir alışveriş merkezinin içindeydi. Kahvemi içip filmi izlemeye geçtim. Müzik dolu bir filmdi. Gitarını çalmak, şarkılarını özgürce söylemek isteyen küçük bir kızın hikayesini anlatıyordu. Maalesef bir çok engelle, özellikle de babasıyla mücadele etmek zorundaydı hayalini yaşayabilmek için. Ama sonunda hayalleri gerçek oldu. Tutkusu sayesinde tüm problemlerin üstesinden geldi.
Çok etkilenmiştim. Amir Khan’ın hikaye anlatma biçimini seviyorum. Kalpten geliyor anlattıkları. Hem hikaye hem de filmdeki müzikler kalbimi tutkuyla doldurdu. Film bittiğinde kendime şu soruyu sordum: Peki sen ne zaman başlamayı düşünüyorsun?
Sinema üçüncü kattaydı. Merdivenlerden indiğimde, ikinci katta birden bire şaşkınlıkla donakaldım. Daha önce görmediğim, muhtemelen yeni açılmış bir müzik mağazası çıkmıştı karşıma. İç geçirerek vitrindeki enstrümanlara baktım. Dükkanın orta yerinde tüm güzelliği ile duran viyolonseli o zaman farkettim.
İlk defa bir viyolonsele bu kadar yakın olmuştum
Adımlarım beni mağazanın ortasına götürdü. Aslında kalbimin sesiydi beni oraya çeken. Gittim ve mağazadaki görevliye çello çalmak istediğimi söyleyip sorular sormaya başladım. Görevli çellonun fotoğrafını çekmeme izin verdi, sorularımı yanıtladı. Üç gün sonra tekrar gelmemi, bir çello öğretmeninin ders için orada olacağını, sorularımı ona sorabileceğimi söyledi. Nasıl da mutlu olmuştum.
Aslında çello yolculuğum filmi izlediğim o günden bir buçuk yıl kadar önce başlamıştı. Neden çello: Tamamen tesadüfen. Arkadaşlarıma okuldayken bandoda bariton ve trombon çaldığımı anlatırdım. Sonra tabii, müzikle ilgili bir kariyerim olmadı, mühendis oldum, evlendim, çocuklar, hayat telaşı derken yıllar geçti ve tekrar bir enstrüman çalmayı düşünebilmek için kırklı yaşlarıma dek bekledim. Bas sesleri seviyorum. Bandolar benim için özel ama orkestralar da etkileyici. Özellikle viyolonsel beni en çok etkileyen enstrümanlardan. Hem görünüşü hem de sesi çarpıcı. Bir arkadaşım oğlunun çello öğretmeniyle görüşmemi önerdiğinde emin oldum: Çalmak istediğim enstrüman çelloydu.
Öğretmenle görüştüm, tanıştım. Ama sonrasında ilerleyemedim. Çello pahalı bir enstrüman. Çello dersleri de ucuz değil. Bütçemi ayarlayıp hazır olana dek bir süre beklemem gerekecekti. İşte o süre bir buçuk yıl sürdü.
Hayaller üzerinde çalışmak her zaman mümkün, beklerken bile
Ben de öylece oturup beklemedim. Bir kitapçı vitrininde görüp hemen almaya karar verdiğim Çellocu isimli roman, ilk konserimde 🙂 giymek üzere aldığım siyah elbisem hayalim için o zaman yapabildiklerimdi. Ama en çok eşimin desteği bu konuyu hep gündemde tuttu. Ben ona “hello” dedikçe, o bana “çello” diye yanıt verdi. Eğer başlamazsam, hep bu hayali konuşuyor olacağımı, sözde kalacağını hatırlattı. Hayaller eğer onlar üzerinde yeterince ısrarla durursanız gerçek oluyor. Ben de bütçemi ayarlamak ve başlamak zorundaydım.

Tekrar o film akşamına dönersek, evet bir roman, bir siyah elbise ve derin bir tutkuyla, ama enstrümanım olmadan bir buçuk yıllık bir çello gündemim olmuştu. O akşam yaşadıklarım tesadüf değildi bence: Filmi izlemiş, hayalimi hatırlamış, hemen sonrasında pırıl pırıl enstrümanların göz kırptığı o müzik mağazasına rastlamıştım. Doğru zamanın geldiğini o an anlamıştım. Tüm bunlar başlamak için bir işaret olmalıydı. İşaretleri gördüğünüzde geç kalmamalısınız. Yüreğinizde doğru zamanın geldiğini, başlarsanız hayalinize mutlaka bir yol bulacağınızı anladığınızda devam etmelisiniz.
İzleyen yazılarımda çello derslerimden ve güzel öğretmenimden bahsedeceğim. Öğretmenim benim kahramanım. Anlatacağım.