
İsteklerinize ulaşmak için nasıl bir yol izlersiniz? Her şey bir anda mı olsun istersiniz yoksa adım adım mı ilerlersiniz?
Genelde her şeyi çabucak kolayca halletme eğilimindeyiz. Bazı durumlarda bu mümkün. Ancak çoğu kez, gitmek istediğiniz yere adım adım ulaşmanızı sağlayacak bir yol haritası izlemeniz gerekir.
İlerlemenin en önemli basamağı başlamak. Başlamak aslında bir yol haritanızın da olması anlamına geliyor. Hayatın doğası gereği planınız siz ilerledikçe elbette değişecek. Ne var ki bir planınız olduğunda zihniniz hedefinizle sürekli meşgul olacağından size de yön vermeye başlayacak. Bu konuda daha önce şöyle yazmışım:
İş parçacıklarınızı mümkün olduğunca küçük tutun. Üzerlerinde periyodik olarak çalışın. Bir ritminiz olsun. Böylece beyniniz bu işle sürekli meşgul olacak, uykunuzda bile çalışacaktır. Siz küçük parçalar üzerinde çalıştıkça, zaman ilerledikçe ve yeterince iş yaptığınızda, bir de bakacaksınız ki bu küçük parçalar birleşmiş ve anlamlı, işe yarar bir bütün haline gelmiş.
Bu adım adım ilerlemek demek
Merdiven basamaklarını birer birer çıkmak gibi. Elbette bir defada iki üç basamak da çıkabilirsiniz, gayet mümkün. Ancak merdivenin en tepesine bir defada tırmanamazsınız.
Tekrar bir enstrüman çalmak için yıllarca bekledikten ve nihayet hayallerime doğru bir yol bulduktan sonra, DoRe Müzik Akademi’ye ilk ziyaretimi yaptım. Bu aslında son derece önemli bir adımdı. Akademi’de çello dersleri veren bir müzik öğretmeniyle tanışacaktım.
Çok heyecanlıydım. Öğretmeni görür görmez hayatımda yeni bir sayfanın açıldığını anladım. Gülümseyen yüzüyle kendimi o kadar rahat hissetmemi sağladı ki beni o noktaya getiren yolculuğum hakkında ne var ne yoksa anlatmaya başladım. Bir öğretmen olarak öğrencilerinden çokça hikayeler duymuş olmalıydı. Benim içinse yıllar sonra karşılaştığım ilk müzik profesyoneliydi. Bu yüzden o heyecanla tüm hikayelerimi bir çırpıda anlatmak istiyordum 🙂
Sık sık yaşadığım bir durumdan söz etmek istiyorum
Bir şeyin benim için doğru olduğunu kalben anladığımda karar vermekte çabuk davranırım. Konu hakkında o kadar çok düşünmüş ve hayal kurmuşumdur ki kalbim gelen işaretleri kabul etmeye pek hazır olur. Acele ettiğimi düşünebilirsiniz, öyle görünüyor haklısınız, ama şu da bir gerçek ki hayatım boyunca ne zaman tereddüt etmeden karar vermişsem o konuda mutlaka ilerleme kaydetmişimdir. Büyük hayaller kur, çok düşün, hızlı karar ver benim mottom diyebilirim. Bu yaklaşımın çok faydasını gördüm. Bunca yılın deneyimiyle artık çok da korkmadan karar alabiliyorum. Zaman içerisinde gerektikçe ufak tefek rötuşlar, ince ayarlar yapabileceğimi bilmek beni daha da cesur kılıyor. Kararımın mükemmel olmasına gerek yok, iyi bir altyapısı olması yeterli. Nasıl olsa detaylar üzerinde gerektiğinde düzenlemeler yapabileceğimi biliyorum.
İşte o gün de öğretmenimle tanışıp konuştuktan sonra derslere başlamaya karar verdim. Birlikte haftada bir saat çalışacak şekilde bir ders planı yaptık.
Öğretmenim öğrenci çellosu olarak fabrikasyon bir 3/4 Rösler’in yeterli olacağını söyledi, ben de çellonun siparişini verdim. Gerçekten rüya gibiydi. Üç gün içerisinde bir viyolonselim olacaktı, ki o güne dek bu enstrümanı canlı olarak sadece konserler sırasında orkestralarda görmüştüm. Kaç adım birden atmış oldum dersiniz? O günden bir hafta öncesine kadar bunların hiç birisi söz konusu bile değildi.
Ve bu da adım adım vazgeçiş:
Kendi kendime “Acaba çok mu hızlı gidiyorum?” diye sorduğumu hatırlıyorum. O vazgeçiş anlarını iyi bilirim. Her ne kadar karardan önce konu üzerinde gerçekten uzun zaman düşünmüş, hayal kurmuş olsam da geri adım atma eğilimindeydim. Ama hayır. Vazgeçmek bana hiç bir zaman iyi gelmemişti. Hatta tereddüt anlarında ileri adım attığımda her zaman gerçekten de ilerleme kaydetmiştim.
İşte böyle saniyeler süren bir iç konuşmadan sonra cesaretimi yeniden topladım ve ilerlemeye karar verdim. Bu davranışım acaba kaç adıma karşılık geliyordu? Bilmiyorum. Ölçemedim. Ama şimdi geriye dönüp baktığımda diyorum ki: Şükürler olsun, iyi ki yürüdüm.
Öğretmenimle görüştükten üç gün sonra müzik mağazasından çellomu teslim aldım. Rösler 3/4. Minyon tipli olduğumdan 3/4 boyutlu bir enstrümanla başlamak daha uygun olacaktı. Standart boyuttan daha kısa ve küçük bir enstrüman. Viyolonsellerin farklı yaş ve vücut boyutunda insanlara uygun olacak şekilde çeşitli boylarda üretildiğini de o gün öğrenmiştim.
Karşınızda Özge Nemutlu
Ne tesadüftür ki, öğretmenim de minyon bir kadındı. Gazi Üniversitesi Müzik Eğitimi Bölümü’nden mezundu ve okulunda 3/4 çello çalan ilk ve tek öğrenciydi. Hocaları bu boyutta bir çello ile eğitim yapılabileceğini kabul etmek istememişlerdi. Özge Hanım bunun için çok mücadele vermiş, zor da olsa kabul ettirmeyi başarmıştı. Diğer deyişle, minyon ama büyük bir kadındı.
Bu zorlu mücadele sayesinde, kendisinden sonra gelenlerin de yolunu açmıştı. Anatomik olarak çelloya çok da uygun olmayan biri olarak, ufak tefek birinin çelloyu nasıl çalabileceğini bilen bir öğretmene rastlamış olduğum için çok şanslıydım. Öğretmenim nasıl zorluklar yaşayabileceğimi ve hangi tekniklerle bunların üstesinden gelebileceğimi biliyordu. Zorluk yaşadığımda ihtiyacım olan motivasyonu en iyi o verirdi çünkü kendisi de benzer yollardan yürümüştü.
Vazgeçebilirdim. Bu pek de kolay olmayacak yolu hiç göze almayabilirdim. Çello çalınması zaten zor bir enstrümanken bir de benim fiziksel durumum eklenince iyice zahmetli bir yolum olacaktı. Ama işin sırrını çözmüştüm: Mümkündü, sadece ciddi bir çaba gerektiriyordu. Bu çaba gün içinde saatlerce egzersiz yapmak değildi. Bunu zaten yapamazdım. Çalışıyordum, zamanım kısıtlıydı. Söz ettiğim çaba, bu yolculuğu zorluklarıyla ve neşesiyle bir bütün olarak kabul edebilmek ve vazgeçmemekti. Sonraki adımların ne olacağını detaylıca bilmiyordum. Bunun çok da önemi yoktu. Yaşayacak ve görecektim. Yoldayken öğrenecektim.
Bir yolculuğu heyecan verici kılan tam da bu işte: Her zaman sürprizlerle karşılaşmanız mümkün. Adımları ön göremez ya da dikkatle planlayamazsanız korkmayın. Bu kadar detaylı plan yapmak zaten mümkün değil. Ama emin olun, bir kez yola çıktığınızda, her zaman bir sonraki adımın ne olacağını bileceksiniz.
Veee yolculuğun başlamasına izin verdim
İşin püf noktaları: Doğru boyutta bir enstrüman, yetenekli ve donanımlı bir öğretmen ve yolu adım adım sabırla yürüyecek, vazgeçmeyecek bir öğrenciydi. Sanırım o gün işte bu üçü bir araya geldi. Özge Nemutlu‘nun öğrencisi olduğum için çok mutluyum.

Öğretmenim hem bu dersi alabileceğim en uygun kişilerden biriydi, hem de gülümseyen yüzü, müzikal sesi, hoş edasıyla etkileyiciydi. Öğrencisi olduğumu hayal ettim. Birlikte çok güzel zamanlar geçireceğimizden emindim.
Benim için hikayeler başarılardan daha önemli. Bir başarı eğer arkasında etkileyici, ilham verici bir hikaye varsa anlamlı oluyor. Amacım virtüöz olmak değildi. Tek istediğim müzikli güzel zamanlar geçirmek ve hayatım için müzik temelli hikayeler oluşturmaktı. Adımları teker teker teker atarak ilerlerken tüm bu deneyimi neşe dolu bir yolculuğa dönüştürmek, hem kendim hem de izleyicilerim için ilham verici hikayeler toplamak istiyordum.
Ooo! İlk defa izleyici sözcüğünü kullanıyorum. Ben de şaşırdım açıkçası. Bu sözcüğü kullanmayı hiç düşünmemiştim, dökülüverdi satırlarıma. O halde sonraki yazımda bundan bahsedeyim. Gördüğünüz gibi blog yazmak da aslında bir yolculuk ve bir kez başladığınızda gerisi geliyor, bir sonraki adım kendiliğinden ortaya çıkıyor. Haydi o zaman, bu işareti izleyelim.


