
Yeni bir şeylere nasıl başladığımızı anlatacak olsak hepimiz farklı şeyler söyleriz. Ancak bir gerçek var ki o değişmez: Başlamak bitirmenin yarısıdır.
Herhangi bir konuda başarı elde etmek, ilerlemek istiyorsanız başlamanız yeterli. Başlamak başarı yolundaki en önemli adımdır desek abartmış olmayız.
Kendi hikayelerimi anlatıyorum ama aslında herkesin benzer hikayeleri olduğunu düşünüyorum. Kişisel gelişimle ilgili okuduğum onca bilgiden sonra hepimizin benzer başarı ve hata davranışları olduğunu görebiliyorum.
Siz de deneyimlemişsinizdir: İdeal zamanın gelmesini, ideal şartların oluşmasını beklemek sadece zaman ve motivasyon kaybettiriyor. Mükemmel iyinin düşmanıdır sözü üzerinde düşünmeye değer.
Bir asker kızı olarak mükemmelliyetçilik ideali ile yetiştirildim. Yıllarca, bir şeyleri başkalarına sunmadan önce mükemmel olmalarını sağlamakla uğraştım. Gerçeği söylemek gerekirse bu çok zahmetli bir çaba idi. Bu zahmetten dolayıdır ki çoğu kez yeni bir şeylere başlamaktan, üretmekten kaçındım. Yeterince rahat hissetmiyordum. Her ne yapıyorsam tam oluyormuş gibi gelmiyordu. Hep bir eksiklik hissi oluyordu. Sonunda bu şekilde çabalamaktan vazgeçtim, yapmamayı tercih eder hale geldim.
Ve kırklı yaşlarımda…
Bir eşiğe geldiğimi hissettim. Çalışkandım. Yetenekli olduğumu da kabul ediyorum. Okulda, iş yerimde, ilişkilerimde iyiydim. Aynı zamanda şanslıydım da. Hayata iyimser bir bakışım olduğundan sanırım, genelde iyi şeyleri kendime çekiyordum. Ama. Evet, ama… Yeni bir şeylere başlama konusunda derin bir korkum vardı. O güne dek yapmam gerekenleri bir şekilde, zorlanarak da olsa yapmıştım, hayatta kalmak için yapmak zorundaydım da. Ancak hayatımın o bölümü artık sona ermişti.
Artık şartlarım daha iyiydi. Daha önce olmadığım kadar özgürdüm. Yeni şeylere başlamak için zaman da uygundu. Ama nasıl yapacağımı bilmiyordum.
Yıllar hayal kurarak geçiyordu. Örneğin bir müzik enstrümanı çaldığımı hayal ediyordum. Ya da blog yazdığımı. İhtiyaç sahibi insanlar yararına bir kafe işlettiğimi…
Ama bir türlü başlayamıyordum. Çevremi gözlemledikçe, insanlarla daha çok iletişim kurdukça mükemmelliyetçilik dışında da yollar olduğunu anladım. Yeni bir ürün yaratmak, bir hobiye ya da işe başlamak o kadar da zor olmak zorunda değildi.
Bir şey üzerinde çalışacak isteğiniz varsa, sadece başlayın ve ilerleyin. Bitmek zorunda değil. Bitmiş dediğimiz de göreceli bir durum zaten. Yolculuk sırasında deneyimleyeceklerimiz, öğreneceklerimiz varılacak hedeften daha önemli.
Başlamak küçük parçalara ayırmak, önceliklendirmek ve ilk parçayı yapmak demektir
Proje yöneticisi olarak çalıştığım dönemlerde büyük iş parçalarını daha küçük hikayelere ve hikayeleri de küçük iş parçacıklarına bölmeyi öğrendim. En önemli ikinci adım ise önceliklendirme yapmaktı. İlk iş parçacığını yapmak projenin başlaması anlamına geliyordu. En başta tüm detayları öngörememek çok normal çünkü ilerledikçe öğreniyorsunuz. Değişikliklere adapte olmak, hataları gidermek, ilk başta gündemde olmayan ya da aklınıza gelmemiş güzel özellikleri eklemek derken ilk başladığınızdaki gibi kalmaz hiç bir proje. Bu şekilde ilerlerken bir de bakmışsınız ki küçük iş parçacıkları tamamlandıkça hikayeler, hikayeler tamamlandıkça büyük iş parçaları bitiyor. Tüm başarılı, canlı projeler bu şekilde geliştiriliyor. Bunun o kadar çok örneğini gördüm ki yolun bu olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim: Adım adım, tek tek, sırayla.
Gerçek hayat da proje yönetimine benziyor belli alanlarda. Aslında, proje yönetimi gerçek hayatta en iyi sonuç veren yöntemleri simule ediyor, onlara öykünüyor.
Diyebiliriz ki, doğru zaman hayal etmeye ilk başladığınız zamandır. Doğru şartlar şu anda içinde bulunduğunuz olanaklardır. Doğru yapma şekli, büyük hikayeyi anlamlı küçük hikayelere bölmektir. Lütfen deneyin bunu. Senaryonuzun üzerinde çalışın: Büyük hikayeyi daha küçük hikayelere, onları da iş parçacıklarına bölün. Sonra en önemli adımı seçin ve yapın. Tebrikler. İşte oldu. Başladınız.
İş parçacıklarınızı mümkün olduğunca küçük tutun. Üzerlerinde periyodik olarak çalışın. Bir ritminiz olsun. Böylece beyniniz bu işle sürekli meşgul olacak, uykunuzda bile çalışacaktır. Siz küçük parçalar üzerinde çalıştıkça, zaman ilerledikçe ve yeterince iş yaptığınızda, bir de bakacaksınız ki bu küçük parçalar birleşmiş ve anlamlı, işe yarar bir bütün haline gelmiş.
Bu elbette çaba gerektiren bir süreç. Ama dikkat ettiniz mi, mükemmeliyetçilik yaklaşımındaki gibi stresli değil. Hayatın içindeki neşeyi keşfediyorsunuz. Bundan daha güzel ne olabilir?
Başlamanın gücü
En zor adım başlamak. Hep meşgulüz, zaman bulamıyoruz. Ya da şartlar nedeniyle ilerleyemiyoruz. Belki maddi zorluklar var. Belki de gerekli yetenekleri kazanana dek beklemek istiyoruz.
İşte bu mükemmelliyetçiliğin ta kendisi.
Yeterince zaman harcadığınız, emek verdiğiniz her şeyi öğrenebilirsiniz. Hatta çoğu yetenekleri pratik yapa yapa kazanırsınız. Söz konusu paraysa, diyelim ki başlayacağınız iş ya da hobi için yeterli bütçeniz yok, o halde şimdilik okuyarak başlayın. Öğrenin. O konuda çalışan, uğraşan başka insanlarla iletişim kurun. Bütün bunlar zihninizi hayaliniz üzerinde aktif ve canlı tutar. İnanın bana, kısa sürede hayalinize doğru bir yol bulacaksınız. Belki bu size atacağınız adımları gösteren beyninizin gücüdür. Belki de algıda seçiciliktir. Bu konuda yine konuşacağız.
Şimdilik haydi sadece başlayalım.