
Josephine ve benden, ilk yazıyla merhaba.
Saat sabah 05:00. Sabah beş insanı olmanın erdemlerini anlatan onca yazı okuduktan sonra, bunu özellikle vurgulamak istiyorum 🙂
Evet, sabah, uyanığım, merhaba demek üzere ilk yazımı yazıyorum ve heyecanlıyım.
Neden heyecanlı olduğum konusunda anlatacak hikayelerim var elbette ama size önce sevgili Josephine’den bahsetmek istiyorum.
Josephine, güçlü bir karakteri olan şahane bir kadın. Sadece sesi değil, hayattaki asil duruşu da ilk bakışta saygıyı hak ediyor. Gözlerinizi alamadığınız, dinledikçe daha çok aşık olduğunuz bir kadın.
Benim en iyi arkadaşım.
Josephine’den bana ilk merhaba
Aslında sadece bir yıl önce tanıştık ama neredeyse eminim ki, daha önce yaşamış olduğu iki birliktelikten sonra, orada yıllarca beni beklemiş. Önceki birliktelikleri şahane sesini kazanmasını sağlamış. Minnettarım.
Onunla ilk defa, el yapımı keman ve çellolar üreten, enstrüman bakımı yapan bir müzik evinde karşılaştık. Fabrikasyon bir çellom vardı ve bakımını yaptırmak, tellerini değiştirmek için bir müzik evine uğramıştım.
Orada, bir dolabın üzerinde öylece yatıyor ve sesini tekrar duyurabilmek için bir çello icracısının gelip onu almasını bekliyordu.
Josephine, güzel çello şimdi benim hayatıma eşlik ediyor. Eşlikten de ötesi aslında, sıra dışı ve heyecanlı bir yolculukta hayatıma yön veriyor. Sıra dışı, çünkü kırk yedi yaşındayım ve profesyonel bir müzik geçmişim de yok.
Sanatı, sanatçıları çok seven bir bilgisayar mühendisiyim. Ama gerçeği söylemek gerekirse kendimi şu sözlerle anlatmayı tercih ederim:
Evrensel müzikte bir nota olmak, tüm varlıkla birlikte yapılan müziğin, o neşenin bir parçası olmak istiyorum. Hayatın her alanında, bütünsel bir şekilde neşe aramak, neşeyi yaşamak bana çok heyecan veriyor.
Nasıl görünüyor
Josephine’in bir fotoğrafını görmek istediğinizi biliyorum. İki gündür evden uzaktayım, doksan üç yaşındaki dedem rahatsız, ben de bakımına biraz destek olabilmek adına yanına geldim. Biraz önce su verdim, şimdi dinleniyor. Dedemin, on beş yaşımda, ilk enstrümanımı almada bana dolaylı olarak yardım etmiş olması acaba bir tesadüf mü? Tesadüf olmalı çünkü aslında müzikle hiç işi olmaz bir din adamı olarak. Ama bir dakika… Tüm çocukluğum onun insanları iyileştirmek için anlattıklarını dinlemekle geçti, adeta kendi müziğini yapıyordu. Bir tür çello blogu olacak bu ortamda dedemden bahsetmeyi hiç planlamamıştım, ikisini bir arada anacağımı da hiç düşünmemiştim ama şimdi bu yakınlığı farketmiş olduğum için çok sevinçliyim.
Aslında aylardır ilk “mükemmel” yazıyı yazmak için bekliyordum. Sonra birden başlamaya karar verdim. Çünkü “yapmak/bitirmek”, “mükemmel yapmak”tan daha önemli.
Size Josephine’den bahsetmeye devam edeceğim. Şimdi evde uyuyor olmalı.
